31 Ağustos 2014 Pazar

Allah bir kapıyı kapatırsa bin kapıyı açar...


Allah bir kapıyı kapatırsa bin kapıyı açar...
Allah zamansız ve mekansızdır. Zamanı yaratan Allah'tır. Allah zamana ve kadere hakimdir.

Yıllarca üzülüp, ağlayıp hayatı kendisine zindan eden o kadar çok insan var ki... Bu insanlar aslında iman etmeden yaşamanın o ağır yükünü sırtlanmış yürümeye çalışıyorlar. Oysa insan iman etmediğinde dünya tüm ağırlığıyla üzerine çöker. Ve insan bu ağırlığın altında adeta ezilip can çekişerek ölüme yaklaşır. Bir insandan sevgi bekler, ondan aradığını bulamaz. Kariyer diye tutturur, en iyi mevkiye gelir, yine de tatmin olmaz. Mala, mülke kavuşur, yine de istediği huzuru ve mutluluğu bulamaz. Çünkü gerçek mutluluk ve huzur ancak imanla ve Allah’a tevekkülle mümkündür.
Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, O?ndan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. (Ali İmran Suresi, 160)
Genel olarak yazılarımda tevekkül, sabır ve kadere teslimiyet üzerinde çok duruyorum. Çünkü insanlar Allah’tan uzak oldukları için, iman etmedikleri için, tevekkül etmeyi hiç bilmedikleri için çok mutsuzlar. En ufak bir olayda hemen yaygarayı basıyorlar. Biraz hastalansalar ölüp ölüp diriliyorlar. Halbuki ölüm anları kaderlerinde belli değil mi? O zaman bu kadar panik olmak neden? Hemen bu kadar yese kapılmak neden? Bu dünyanın bitiminde hepimizi sonsuz bir ahiret hayatı beklemiyor mu? Ahiretten bu kadar habersiz yaşamak neden? Allah yarattığı tüm insanlar için belli bir kader belirlemiş, hepimiz bu kaderi yaşıyoruz. Öleceğimiz anı ne bir saniye geri alabiliriz ne de ileri. O yüzden bize düşen Allah’a tevekkül etmek ve O’nun bize bu dünyada verdiği her imtihana sabırla ve güzellikle karşılık vermektir.
Müminlerin ise kalpleri imanla doludur. Hayatları boyunca Allah’a tevekkül ederek yaşarlar. Tevekkül etmek bu dünyadaki en büyük lükstür. Saray insanı mutlu etmez. Mal mülk insanı mutlu etmez ama Allah’a tevekkül etmek insanı mutlu eder. İnsan çok zayıf yaratılmıştır. Hemen korkuya kapılır, hemen yese kapılır, hemen panikler, hemen endişeye sürüklenir. Ama tevekkül ettiğinde her türlü ızdırap ortadan kalkar. İnsana müthiş bir güç gelir. Gerçekten iman eden bir mümini bu yüzden hiçbir şey yıkamaz. Hz. Musa kavmini çaprazlama kılıçtan geçiren Firavun’un karşısında çok güçlüydü. Hz. İbrahim inkar edenler onu ateşe atmaya yeltendiklerinde çok güçlüydü. Hz. Yusuf haksız yere yıllarca hapise atılırken çok güçlüydü.  Peygamberimiz Hz. Muhammed kavmi ona karşı çıkıp olmadık eziyetleri ederken çok güçlüydü. Çünkü hepsi bu güçlerini tek dostları olan ve tüm kainatın sahibi olan Allah’tan alıyorlardı...
Müminlerin de başına bu dünyada çok zorluk gelir. Mesela insanın en sağlıklı olduğu anda birden beli tutulur. Durduk yere başı belaya girebilir. En yakın dostundan çok kötü bir karşılık alabilir. Tam derslerimden geçtim derken sınıfta kalabilir. Ailesinden yakınlarını kaybedebilir. Mallarına haciz gelebilir, çocukları hastalanabilir. Ama mümin bilir ki dünya hayatı “eğlence ve oyalanma” mekanı değildir, imtihan yeridir. Çok önemli bir imtihan yeridir. Mümin hayatının her anında Allah’a kayıtsız şartsız tevekkül edip O’ndan razı olduğunu gösterir. Bilir ki her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Allah bir kapıyı kapatıyorsa bin kapıyı açacaktır.
Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. (İnşirah Suresi, 5)
Aslında her imtihanın arkasında insanın nefsinin eğitimi gizlidir. Zorluk olmadan, sıkıntı olmadan, yokluk olmadan, hastalık olmadan, kısaca bu dünyanın eksiklikleri olmadan eğitim mümkün değildir. İşte bu noktada müminler ve inkar edenler beyaz ve siyah gibi birbirlerinden ayrılırlar. Müminlerin sabrı ve tevekkülü şükre şayandır, inkarcıların içine düştüğü çaresizlik ise onları perişan bir halde yaşamaya mahkum eder.
Kuşkusuz Allah yarattığı tüm  kullarına karşı sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. Onlara Kuran’la tevekkül etmeyi, sabretmeyi ve kadere teslimiyeti öğretir. Ama ısrarla yüz çevirenler, iman etmeyenler ve şeytanın adımlarını izleyenler içine düştükleri bataklıkta çırpına çırpına üzüntüyle ve kahırla yaşamaya mahkumdurlar...
De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)
Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. (Hud Suresi, 123)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder