28 Ekim 2013 Pazartesi

Hazreti Aişe peygamberimizin güzelliğini şöyle tarif ediyor


Hazreti Aişe peygamberimizin güzelliğini şöyle tarif ediyor
Bugün okuduğum ve çok beğendiğim bir yazıyı blog yazarlarıyla paylaşmak istiyorum.Peygamberimiz dünyalar güzeliydi, müminlerin en güzeliydi, gül kokuluydu. Allah cennette kavuşmamızı, o güzel ve nurlu yüzünü görmemizi, ellerini hasretle öpmemizi nasip etsin. Peygamberimizin eşlerinden Hazreti Aişe peygamberimizin güzelliğini şöyle tarif ediyor:
“Yusuf’u gördüklerinde bu bir melektir diyen kadınlar, Benim efendimi görselerdi hançerlerini kalplerine saplardı”. 2
“Allah Rasülü (sav) çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Orta boydan daha uzunca, uzun boydan biraz kısaca, başı büyük saçı dalgalıydı. Saçları kendiliğinden iki yana ayrılırsa öylece bırakır toplamaz, bir tarafa meylederse de olduğu gibi bırakırdı. Saçlarını uzattığı zaman kulak memelerini geçerdi. Beyaz renkli ve geniş alınlıydı. Gür kaşlarının arasında öfkelendiği zaman kabaran bir damar vardı. Gayet güzel burunluydu ve kaşlarına yakın kısmında hafif bir yükseklik, parlayan bir nur vardı. Dikkatli bakmayan kimse O’nu hafifçe kıvrık burunlu zannederdi. Gür sakallı iri gözlü, düz yanaklı, geniş ağızlıydı ve gülümsediği zaman inciler gibi parlayan dişleri vardı. Boynu sanki gümüşten bir huzmeydi. Endamı ve azaları uyumluydu. Karnı ile göğsü aynı hizadaydı. İki omuz arası geniş omuz kemikleri kalın idi. Genel olarak kılsız beyaz tenliydi. Bilekleri uzun, el ayası geniş, el ve ayak parmakları kalıncaydı. Ayak altı çukur, üst kısmı düzdü. Üzerine bastığı zaman hafifçe yayılırdı. Ölçülü ve dengeli bir yürüyüşe sahipti. Acelesiz, vakur fakat süratli, sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi rahat yürürdü.
Dönerken tüm vücuduyla dönerdi. Gözleri yere bakar bir durumda olurdu. Yere bakışı göğe bakışından daha uzun olurdu. Anlamlı bakardı. Yürürken ashabını önüne alır, rastladığı insana ilk selamı o verirdi.
Uzunca sessiz durur, gereksiz yere konuşmazdı. Konuşurken kelimeler ağzının içini doldururdu. (konuşmasına önem verir yarım ağızla konuşmazdı) kelamında fazlalık ya da noksanlık bulunmazdı. Özlü söyler, veciz konuşurdu. Hiç kimseyi küçümsemezdi.[3]
Resulullah yüz olarak insanların en güzeli idi. Renk olarak en nurlusu idi. Hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz, ancak O’nun yüzü bedir gecesinde aya benzetilebilirdi. Yüzünde inci taneleri gibi terler birikirdi. Bunlar miskten daha güzel kokardı”.[4]
O aşırı uzun değildi. Kısa boylu da değildi. Yalnız başına yürüdüğü zaman orta boylu olarak nitelenebilirdi. İnsanlar O’nunla  beraber yürüdüklerinde ancak omuz hizasında kalırlardı. O’ndan ayrıldıklarında yine uzun görünürlerdi.
İnsanlar arasında bir yere oturduğunda, O’nun omuzları diğer bütün oturanların omuzlarından daha yüksek görünürdü.Sevinçli olduğunda yüzünün kıvrımları ışıl ışıl nur saçardı.
O’nun saçları kulaklarının yarısına kadar inerdi. Kulaklarını aşmayan gür saçları vardı.[5]
Hz. Peygamber cemaatin huzuruna çıkacağı zaman saçlarını, sakalını tarardı. Ya Rasulallah niye böyle yapıyorsun derdim. Allah kullarından kardeşinin yanına çıkarken güzelleşenleri sever buyururdu.
 Resulullah, yanında oturan bir kimse onları ezberleyecek şekilde tane tane konuşurdu.[13]
Resulullah kötü söz söylemez çirkin iş yapmazdı. Sokakta bağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Ancak affeder, vazgeçer ve genişlik verirdi. [14]
Resulullah’ı hiçbir zalime yardım ederken görmedim. Bir haddin uygulanmasında, Allah’ın koyduğu hudut çiğnendiğinde insanların en şiddetlisi idi. Bunun dışında iki emir arasında serbest bırakılmışsa kolay olanı tercih ederdi.[17]
Hiçbir ferdin ahlakı Resulullah’tan daha güzel değildi. Ashabından yada ailesinden birisi O’nu çağırmaya görsün O’ hemen “Lebbeyk” buyurun derdi. Bunun için Kur’an (Allah Azze ve Celle) O’nun şanına “Muhakkak ki sen büyük bir ahlak üzere yaratıldın” buyurmuştur.[18]
(Ona -Ey Mü’minlerin annesi Rasulullah’ın ahlakı nasıldı diye soruldu)
Onun ahlakı Kur’andı. Siz Mü’minîn suresini okumuyor musunuz?[19]
Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; ....... onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. Işte, asıl bunlar Firdevs'e vâris olacaklar ve bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar." (Mü’min, 1-12)
O Tevrat’ta “Muhammed Allah’ın Resulüdür. O’nun ismi Mütevekkildir. kötü kalpli, sert ve sokakta bağırıcı değildir; İncil’de ise: Kötü kalpli, sert ve sokakta çığırtkan değildir. Kötülüğe O’nun benzeri ile karşılık vermez bilakis affedici ve bağışlayıcıdır” şeklinde tarif edilmiştir.[20]
İki emir arasında muhayyer kalınca, günah olmadıkça kolay olanı tercih ederdi. O iş günah olursa O’na karşı insanların en uzağı Resulullah idi. O nefsi için intikam almaz ancak Allah’ın koyduğu hududun çiğnenmesi durumunda O’ndan Allah için intikam alırdı. [21]
Gecenin sonu da olsa  güzel bir koku sürünür, öyle çıkardı.[23]
O’nun bir sürme tası vardı. Uyumadan önce her iki gözüne sürme çekerdi.[25]
Başını sidr ile yıkar ve hafif kokulu misk sürünürdü.[26]
Başını evin sakfına (yada gök kubbeye) kaldırdığında “ Allah’ım seni tesbih ederim, hamd sanadır ve senden bağışlanma diler, affına sığınırım” derdi:
- Bunlar nedir derdim.
- Ben bununla emrolundum, derdi.[27]
Gecenin evvelinde uyur; ahirinde uyanık olurdu.[28]
 O, taze kavunu severdi. [32]
 Ondan daha çok istişare eden bir kimse görmedim.[33]
 O’ndan bir şey istendiğinde O’nu asla geri çevirmezdi.[35]
 “Sevdiği bir şeyi gördüğü zaman verdiği nimetlerle güzellikleri tamamlayan Allah’a hamd olsun” derdi.[37]
O’nun sözleri tane tane idi. Dinleyen herkes anlardı. Aynaya baktığında “Allah’ım yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir” derdi.[38]
Her şeye sağdan başlamayı severdi. –Hatta adımını atarken ve bir yere girerken-[40]
Rasulullah bir hastayı ziyaret ettiğinde elini ağrıyan yere koyar “Bismillah bir şey yok ” derdi.[41]
 O, hediyeleri kabul eder ve onlara karşılık verirdi.[42]
O’na hoşlanmadığı bir söz ulaştığı zaman sen şöyle şöyle söylemişsin demezdi. Bazılarına ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar derdi.[44] İki öğün yemek yese bunlardan biri mutlaka hurma olurdu.[45]
O’nun en çok sevdiği içecekler, soğuk ve tatlı olan içeceklerdi.[46]

Kaynaklar:
________________________________________________________
1Et-Teratibü’l-İdariyye c.1, s.52
2 la edrî
3.Cem’ul-Fevaid, no. 8425 (sadece bu kısmı Hz. Hasan iyi bir vassaf olan dayısından nakletmiştir.)
4.Hasais’ül – Kübra C.1S.115
5. Şemail’ül  Muhammediyye, c.1, s.47
6.Hasais’ül Kübra, c.1 s.115
7.Ahlak’un- Nebi, c.1, s.503
8. Ahlak’un- Nebi, c.1, s.425
9. Hasais’ül Kübra, c.1, s.118
10. Hassais ’ül Kübra, c.1, s.120
11. Hasais’ ül Kübra, c.1, s.104
12. Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.203
13.Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.200
14.Şemail’ül Muhammediyye, c.1 s.287
15.Mevaridü’z -Zam’an, c.1, s.598
16. Ahlaku’n- Nebi, c.1 s.485
17.Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.175
18.Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.75
19. Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.124;  Musannef-u İbn-i Ebi Şeybe, c.5, s.300
20.(Buhari ve Ebu Naim’den)   El-Hasais’ül Kübra, c.1, s.20; Gayetü’s-seûl Fi Hasais’ir-Rasul c.1 s.223
21.Gayetü’s- Seûl fî Hasais’ir-Rasul, c.ı, s. 102
22. Ahlaku’n Nebi, c2, s.495
23. Ahlaku’n-Nebi, c.2, s.61
24. Ahlaku’n- Nebi, c.2, s.68
25. Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.77
26. Ahlaku’n- Nebi, c.3,s.109
27. El-Mu’cemül – Evsat, c.7, s.166
28. Ahlaku’n-Nebi, c.3, s.124
29. Mecma’üz-Zevaid, c.2, s.176
30.Hasais’ül Kübra, c.2, s.398
31.Hasais’ül –Kübra, c.2, s.475
32.Ahlaku’n- Nevebi, c.3, s.355
33. Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.18
34. Hassais’ül Kübra c.1 s.198
35. Ahlaku’n-Nebi, c.1, s.295
36. Ahlaku’n- Nebi, c.1, s.391
37. Misbahü’z- Zücace, c.4, s.131
38.hlaku’n-Nebi, c.3, s.88
[39] Ahlaku’n-Nebi, c.4 s.78
[40]Ahlaku’n- Nebi, c.4, s.130
[41]Mecma’üz – Zevaid, c.2, s.299; Musannefü İbn-i Ebi Şeybe, c.6, s. 154
[42]Ahlak u’n –Nebi, c.3, s.467
[43 Mecma’uz- Zevaid, c.10, s. 269
[44]Et-Tedvi fi Ahbar-ı Kazvin c.12 s.121
[45] Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.276
[46] Ahlaku’n- Nebi, c.3, s.308-434
[47]Müsnedi Ebu Avane, c.1, s.261
[48]Şerh-i Sünen-i İbni Mace, c.1, s.254 (Böylece Resulullah (s.a.v)’de Nübüvvet şerefi ile birlikte şehadet şerefi de birleşti denilmiştir)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder